Neden Feminist
Şehircilik?
Feminist yöntemi bir araç olarak değil; düşünme, örgütlenme, üretme, dönüştürme ve yaşamlarımızı yeniden kurma biçimi olarak ele alıyoruz.
Kentler bizim için yalnızca binalar ve yollar değil; bakımın, ilişkilerin, gündelik emeğin ve hayatta kalma pratiklerinin örüldüğü toplumsal mekânlardır. Ancak bu emek ve ilişkiler, kentsel planlama süreçlerinde, yönetim anlayışlarında ve politika belgelerinde çoğu zaman görünmez kalır.
Feminist şehircilik, kenti tarafsız ve herkes için eşit işleyen bir alan olarak değil; toplumsal cinsiyet, sınıf, yaş, engellilik ve bakım sorumlulukları gibi farklı konumlar üzerinden deneyimlenen bir mekân olarak ele alır. Kentlerde bilgi üretimi, bakımın örgütlenmesi, planlama süreçleri ve katılım mekanizmaları büyük ölçüde hiyerarşik, uzmanlık merkezli ve ataerkil biçimlerde karşımıza çıkar.
Biz, bu görünmeyeni görünür kılmayı; katılımı bir prosedür olmaktan çıkarıp bir yönetim biçimi olarak kurmayı, eşitliği bir hedef değil bir yöntem, dayanışmayı ise bir söylem değil gündelik bir pratik haline getirmeyi amaçlıyoruz.
Patriyarkayı yalnızca bireyler arası bir tahakküm ilişkisi olarak değil; kurumlara, dillere, mekânlara ve kentsel örgütlenmeye işlemiş çok katmanlı bir yapı olarak görüyoruz. Kentleri ise bu yapının yeniden üretiminin mekânı. Feminist şehircilik, patriyarkanın bu çok katmanlı işleyişini kentler üzerinden ifşa etmeyi ve onu yeniden üreten mekânsal, kurumsal ve gündelik pratikleri dönüştürmeyi hedefliyor.
Biliyoruz ki, dönüştürmek istediklerimizi, onları üreten yöntemlerle değiştiremeyiz. Bu nedenle, feminist yöntemi bir araç olarak değil; düşünme, örgütlenme, üretme, dönüştürme ve yaşamlarımızı yeniden kurma biçimi olarak ele alıyoruz.
